Kent Hakkı Okumaları 6

İzmir Kent Hakkı Merkezi’nin kolaylaştırıcılığında düzenlenen Kent Hakkı Okumaları için bir araya gelen grup, altıncı buluşmasını 23 Haziran 2021 tarihinde Zoom üzerinden yaptı.

Leyla Rathke-Şimşek 2017 yılında yayımlanmış Verso derlemesinin Andy Merrifield tarafından kaleme alınmış Fifty Years On:The Right to the City başlıklı ilk bölümünü sundu. Lefebvre’in 1989’da kent hakkı ile kast ettiğinin devrimci bir yurttaşlık olup bundan daha azı olmadığının altını çizen Merrifield, yine Lefebvre’in periferiden bakan bir ideal olarak kent hakkından bahsettiğini belirtir. Kentteki meselelere yabancılaşmadan oraya yaşayabilmek, kentte mutlu olmak, masrafını karşılayabileceği bir konuttan güvenilir toplu taşımaya değin hizmetlere erişebilmek, istediğimizde içinde hareket edebilmek, keşfedebilmek için kenti temellük ve tecrübe etmek, olduğumuz yerde kalabilme, vb. hep bu hakkın bileşenleridir. Merrifield, aynı zamanda, günümüzde merkeziyet hakkının, 1960’larda  olduğu gibi coğrafi bir mesele olmaktan ziyade varoluşsal ve politik bir hak olduğuna dikkat çeker. Gezegensel kentleşme, kentin gezegenselleşmesi, doğadaki her şeyi emen niteliği, kentin ve kapitalizmin “atık”ları ve “artık”ları, yeni bir küresel norm olarak gölge yurttaşlık Merrifield’in Lefebvre’den yola çıkarak üzerinde durduğu diğer önemli nosyonlardır.            

Duygu Altınoluk da aynı derlemenin Anna Minton tarafından kaleme alınmış Who is the City For? başlıklı beşinci bölümü ile Huw Lemney tarafından kaleme alınmış The Gay Right to the City başlıklı onuncu bölümünü sundu. Lemney, ne kenti eşcinseller olmadan ne de eşcinselleri kent olmadan düşünemeyeceğimizi belirterek yazısına başlar (Bununla birlikte makalesi boyunca eşcinsel erkeklerden bahseder). Hegemonik heteroseksüelliğin hakim olduğu kamusal alanlardan dışlanan alt-kültürlerin yarattığı bar, hamam gibi alternatif mekânlar aynı zamanda dışlanma mekânlarıdır. Öte yandan, polis ve yargının her daim merceğindedirler. Gerekli olan, herkesin kentin bütünü üzerinde hak sahibi olabilmesidir. Minton ise, kent hakkı sloganının hem işlevsel hem de politik olduğunun altını çizerek başladığı yazısında, kapitalistik koşullarda konutun kullanım ve değişim değeri arasındaki çelişkiyi tartışmaya açar. Kent sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek konutlar söz konusu olduğunda bir satın alma krizi vardır. Öte yandan borca dayalı ekonomi bir kutsal mülkiyet anlayışı yaratır. 

Hepimizin kenti kullanırken belli gettolaşma eğilimleri gösterdiğimiz, bunun farklılıkları keşfetmemizin önünde bir engel teşkil ettiği, farklılık meselesiyle eşit(siz)lik meselesini nasıl buluşturabileceğimiz, kentsel karşılaşmalarda doğabilecek çatışmaların verilecek mücadelelerle ilişkisi ve bu karşılaşmaların istikrarsızlaştırıcı potansiyeli, kent hakkının somutlaşması için yerel yönetimlere de büyük iş düştüğü, hakları talep ederken ulusal düzeyde ilerleme kaydetmenin yerel düzeye göre daha zor olabildiği grubun tartıştığı konular arasındaydı.  

Font boyutlandır
Kontrast
İzmir Kent Hakkı Merkezi