“KENT HAKKINI YENİDEN DÜŞÜNMEK”

İzmir Kent Hakkı Merkezi (İKHM), İzmir Barosu İnsan Hakları Haftası Programı‘na, “Kent Hakkını Yeniden Düşünmek” başlıklı bir panelle katıldı. Kolaylaştırıcılığını Av. Gizem Metindağ’ın üstlendiği Panel, 11 Aralık Cumartesi günü, saat 11:00’de İzmir Barosu Konferans Salonunda yapıldı.

Panelin ilk konuşmacısı olan ve İKHM ile Baro’nun davetini kabul etmiş olmasından dolayı büyük mutluluk duyduğumuz Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, kent hakkının insan hakları altında yeni nesil bir hak kategorisi değil, tam tersine daha kapsayıcı ve geniş bir hak ve adalet arayışının ipuçlarını barındıran bir hak kavramı olması gerektiğini, kavramın felsefi özünün bunu içerdiğini söyledi. Hem Marx’ın devrimci öznesinin sınırlılığı ve onun genişlemesinin neden gerekli olduğunu  – işçi sınıfının politik özne olarak bulunduğu durumu sorgulayarak – hem de kentlerin (ve daha geniş anlamda kürenin) sahipleri olarak kent sakinlerinin (daha geniş anlamda kürenin sakinlerinin de) kimler, neler olduğunu, sahipsizlik, ortak sahiplilik gibi çerçevelerde tartışmaya açtı. “Canlı ve cansız, ‘sessizin payı’ çerçevesinde bir hak kavramını düşünebilir miyiz” diye sordu ve avukatları, hukukçuları, sosyal bilimcileri, mimar, plancı ve elbette yerel yöneticileri bu soru üzerine düşünmeye davet etti.      

Kurtuluş, “bir kentin, bir yerleşimin tüm varlıklarını, bir kenti, bir yerleşimi ‘yapan/inşa eden’ konuşabilen ve konuşamayan, canlı ve cansız varlıklarını, insan elinin üretimi, diğer canlıların üretimi ve doğanın üretmiş  olduklarını, yani ‘sessizin payı’nın olduğu bir hak çerçevesi çizmek gerekiyor. Çünkü insan da diğer varlıklar da ancak bu bütünleşik inşa içinde pay sahibidirler.” dedi.  

Panelin ikinci konuşmacısı, İKHM koordinatörü Doç. Dr. Ayten Alkan idi. Lefebvre’nin Şehir Hakkı kitabının öncülük ettiği şehircilik üzerine eleştirel literatür, şehir hakkı ve mekân hakkı konusunda oldukça zengin bir tartışmaya tanık oldu. Bu kavramsal, akademik ve politik tartışmalar, özellikle 2000’li yıllardaki kentsel sosyal protestolar, ayaklanmalar ve işgal hareketleri ile tırmandı, bağlamını ve içeriğini genişletti ve gelişti. Her ne kadar yeni-Marksist ve eleştirel literatürün “şehir hakkı” terimine temel yaklaşımı insan olmayan hayvanları da içermeye elverişli olsa da ne kavramın öncüleri ne de takipçileri, insan olmayanları da kapsayacak şekilde bu potansiyeli değerlendirmeye niyet etmişlerdi. Oysa bu kavramı, mekânsal-ekolojik bir yaşam alanında yaşayan herkesi, bütün sakinleri kapsayacak biçimde yeniden formüle etmek uygun ve mümkündür. Alkan’ın konuşması, hepimizi bu pencereden bakmaya davet etti. 

Frederick L. Brown’un Şehir İnsandan Daha Fazlasıdır (The City is More Than Human) adlı kitabı ile Hannah Velten’ın, Hayvani Londra: Şehirde Hayvanların Bir Tarihi (Beastly London: A History of Animals in the City) başlıklı kitabına da referansta bulunan Alkan, konuşmasını, Nisan 2021’de, İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, Mülkiyeliler Birliği İzmir Hayvan Hakları Grubu ve İKHM’nin, Kültürpark’taki “Emekçi Atlar Heykeli” önünde yapmış oldukları basın açıklamasından bir alıntıyla bitirdi.      

Panelin son konuşmacısı olan, İKHM Eğitim ve Savunuculuk Birimi yöneticisi Av. Evren Çıldır, İKHM’nin Karşıyaka – Cumhuriyet mahallesinde yürüttüğü çalışmalardan edindiğimiz deneyimlerin    bazılarını aktardı. “Kentsel dönüşümün sanki tek muhatabının erkekler ve mülk sahipleri olduğunu gördük ve muhtemelen sizler de görmüşsünüzdür. Fakat aslında bir bölgede yaşanan dönüşüm, adı kentsel dönüşüm olsun olmasın, o mekânın dönüşümünden bahsediyorum, orada yaşayan herkesi etkiler ve hatta özellikle mülksüzleri, kiracıları ve farklı kırılganlıklara sahip grupları etkiler,” diyen Çıldır, İKHM’nin uygulamasının, yoksul ve yoksun kişilerin adalete erişimini kolaylaştırmayı, haklarını bilmek, aynı zamanda o hakkın gerçekleştirilmesini talep etmek konusunda da daha güçlü olmalarını sağlamayı amaçladığını belirtti. Çıldır, konuşmasına, toplumun iyiliği ya da kamunun yararı için (Pro Bono) olan yöntemlerin, gerek adli yardım ve gerekse de zorunlu müdafilik kapsamında olsun, daha da genişleştilmesi, bunun için de Baro’nun itekleyici güç olması gerektiğini düşündüğünü söyleyerek bunun tartışılması için davette  bulundu.

Panel, katılımcıların katkı ve sorularıyla devam etti. Panelin tamamını buradan dinlemeniz olanaklı. 

 

 

Font boyutlandır
Kontrast
İzmir Kent Hakkı Merkezi