Pandemi Döneminde Çalışan Kadınlar – Meryem Kurtulmuş –

Pandemi döneminde çalışan kadınlar pandemiden ve onun getirdiği politikalardan nasıl etkilendiler?

Dr. Meryem Kurtulmuş yanıtlıyor…

Pandemi herkesi, kadın, erkek bütün çalışanları, bütün işçi sınıfını etkiledi ama en çok kadınları etkiledi. Yapılan çalışmalar, raporlar, tutulan istatistiklerin çoğunda bunu görebiliyoruz zaten. En çok etkilediği yer de şurası: Toplumsal olarak çocukların bakımı, evdeki işler, yaşlıların bakım yükü zaten kadınların üzerindeydi. Raporlar gösteriyor ki bu yük en azından iki kat artmış durumda. Evden çalışılmasa, işyerine gidilse o ayrı bir dert, zira çocuklar evde, okula gidemiyorlar, çocukların gündelik yaşamı evde geçiyor ve bütün bunların sorumluluğu kadınların üzerinde. Kadınlar normalde bir günde ev işi, çocuk bakımı gibi işlere 4 saat ayırırken erkekler 1 saat ayırıyordu. Pandemi döneminde erkeklerin evle ilgili yükümlülüklerinde çok az bir artış görülürken kadınların yükünün neredeyse 2 kat arttığını görüyoruz. Bu öyle 2 kat arttı diye kolayca geçiştirilecek bir şey değil, kadınların gündelik yaşamlarını devam ettiremeyecekleri derecede üzerlerinde baskı uygulayan ve dolayısıyla da psikolojik rahatsızlıklara sebep olan bir duruma gelmiş. Özellikle küçük çocuğu olan, okul çağında çocuğu olan kadınlar bu sorunla baş başa kaldı bu dönemde. Bu çok ciddi bir sorun.

Kadınlar Covid-19 pandemisi dönemindeki birtakım uygulamalardan da olumsuz etkilendiler. Örneğin Emel Memiş ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada, ücretli ya da ücretsiz izin söz konusu olduğunda, kadınların daha çok ücretsiz izin uygulamasına maruz kaldıkları gösteriliyor. Başka bir örnek, kısmi çalışma ödeneği uygulamasının da kadınların yoğun olarak çalıştığı yerlerde daha az uygulandığını görüyoruz. Kadınların karşılaştığı durum şu: Eğer kısmi çalışma ödeneği ya da ücretsiz izin veya ne kadar süreceği belli olmayan ücretli izin yoluyla işten uzak kalmaları arasında nasıl bir dağılım olacağına bakıldığında kadınların ücretsiz izinle evlerine gönderildiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu tür uygulamaların hep en kötüsüyle kadınlar karşı karşıya kalıyor.

Diğer taraftan işsizliğe baktığımızda erkekler de işsiz kaldılar ama kadınların sayısı daha fazla. Tabii kadınların işgücüne katılım oranları o kadar düşük ki işsiz kalan kadın sayısının artışı kadınların işsizlik oranlarının çok daha fazla artması anlamına geliyor. Dolayısıyla kadınlar hem işsiz kalıyorlar hem çalıştıklarında işverenlerin pandemi döneminde uyguladıkları politikalardan en kötü şekilde etkileniyorlar, hem de çalışırken evde ücretsiz bakım yükü ve üstlendikleri işler artmış durumda. Dolayısıyla katmerli bir şekilde bir yük altına girmiş durumdalar. Bunun sonuçlarını kadınlar açısından değerlendirdiğimizde, bu dönemin sonunda en kötü etkilenen kesimin kadınlar olduğunu söyleyebiliriz. Pek çok rapor bunu ortaya koyuyor zaten, resmi raporlar da dahil.

Şöyle söyleyeyim, TÜİK işsizlik oranlarını hesaplıyor, yeni bir hesaplama yöntemi geliştirdi, daha doğrusu ILO’nun uyguladığı yönteme uygun olarak işsizliği daha önce DİSK-AR’ın yaptığı gibi geniş tanımlı olarak belirlemeye, atıl işgücü olarak belirlemeye başladı. Yıllık olarak değil ama ilk rakamlar Ocak 2021’e ait, orada görüyoruz ki bu biçimde hesaplanan bir işsizlikte kadınlarda atıl işgücü %37 civarında. Ortalama olarak %30 civarında ama kadınlarınki %40’a yaklaşıyor neredeyse. Dolayısıyla kadınların hem işsiz kalma anlamında hem de istihdam edildiklerinde karşılaştıkları uygulamalar anlamında en kötüleriyle karşılaştıklarını söyleyebiliriz bu dönemde.

Font boyutlandır
Kontrast
İzmir Kent Hakkı Merkezi