Pandemi Döneminde Çalışma Hayatı ve Çalışanların Hakları – İrfan Kaygısız –

Pandemi, çalışma hayatını ve çalışanların haklarını nasıl etkiledi?

İrfan Kaygısız anlatıyor…

Bu dönemde her toplumsal ve sınıfsal kesim farklı biçimde etkilendi. İşçi sınıfının da değişik düzeylerde etkilenmesi söz konusu oldu. Bir tanesi, çok temel olarak, iş ve gelir kaybına uğradılar. Çalışma Bakanlığının yaptığı açıklamaya göre 6-6,5 milyon civarında kişi kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin ya da nakdi ücret desteği adı altında bir uygulamadan “yararlanmış” oldu. “Yararlanma”dan kastedilen, gelir kaybına uğramalarıdır. Doğrudan işsizlik dışında, geniş bir kesim işlerini ve gelirlerini kaybetti. Bu iş ve gelir kaybı ile birlikte işsizlik sigortası fonu önemli ölçüde işverenlere aktarılmış oldu. DİSK-AR’ın raporlarına baktığımızda, benzer nitelikteki ülkeler arasında, sosyal destek mekanizmalarını, gelir desteğini en az uygulayan sondan ikinci ülkenin Türkiye olduğunu gördük.

Bunun dışında hem üretimin örgütlenmesinde hem de işçilerin hakları konusunda çeşitli düzenlemeler yapıldı. Üretimin örgütlenmesi konusunda evden çalışma alabildiğine yaygınlaştı ve bunun giderek bir kalıcı istihdam biçimine dönme eğilimi söz konusu. Bu, işverenler, patron açısından, önemli bir gelir yarattı, yani giderleri azalttı. Diğer taraftan evden çalışanlar açısından bütün çalışma sürelerinin, yaşamının, her şeyinin altüst olması ve yeni ek giderler anlamına geldi. Bunların yanında en önemlisi evden çalışan işçilerin kolektif davranmalarının engellenmiş olması, görünmez bir biçimiyle, birlikte mücadelenin ortadan kalkıyor olması, evden çalışanların eve hapsediliyor olması, hem bireysel hem de kolektif hakların savunusunu, örgütlenmeyi zayıflatması gibi çoğaltabileceğimiz sonuçları var.

Bunun dışında bu dönemde çok başarılı olmasa da iki uygulamaya daha gidilmeye çalışıldı. Bir tanesi dijital denetim yöntemleri uygulanmaya çalışıldı. Ne demek istiyorum, kimi sektörlerde, metalde başladı diğer sektörlerde yaygınlaşması söz konusu oldu, sözüm ona pandemide işçilerin yanyana durmasının engellenmesi ya da gözlenmesi amacıyla işçilere cihazlar takılmaya çalışıldı dolayısıyla işçinin her an nerede olduğunun denetlenmesi sonucunu yaratacak uygulamalar yapıldı. Kimi yerlerde kask kimi yerlerde bileklik çeşitli yöntemlerle işçilerin işyerindeki denetimini artıracak teknik alet ve cihazların uygulanmasını, dijital denetim mekanizmasının artmasını gördük bu dönemde.

Yine yaygın eğilim olmasa da izole eğitim tesisleri olarak ifade edilen, MÜSİAD’ın daha önceki yıllarda başladığı bir projenin iki yerde yaygınlaştığı ve çeşitli örneklerin yaratılma girişimleriyle karşı karşıya kalındı. Amaç sözüm ona pandemi döneminde işçilerin pandemiden daha az etkilenmesi, üretime devam etmeleri ve onları ve ailelerini koruma diye ifade edilse de sömürünün en şiddetli biçimde uygulanması olarak, bir tür modern çalışma kampları olarak ifade edilen yeni bir yönelime doğru girildi.

Bunun dışında birkaç da hukuki düzenleme yapıldı. Bir tanesi ücretsiz izin meselesi. Önceden, bir işçi işyerinden çıkarılacaksa işçinin onayı gerekirdi. Şimdi işçinin onayı kaldırıldı. İşveren istediği işçiyi ücretsiz izne çıkarabiliyor ve bir ücretsiz izin ödeneği, nakdi ücret desteği adı altında bir para veriliyor. Aslında bu paranın verilme gerekçesi şuydu: kısa çalışma ödeneğinden yararlanmanın kısıtları vardı, ondan yararlanamayanlara verilmesi amaçlanıyordu. Ancak böyle haklı bir gerekçe gösterilerek başladı bu uygulama ama sonra işçilerin büyük çoğunluğuna uygulanmaya başlandı. Şimdi milyonları buldu, son bir yılda, 2020 Nisan ayından bu yana, yaklaşık 2,5 milyon kişi nakdi ücret desteği aldı. Bugün itibariyle ayda 1400 TL bir parayla yaşamalarının beklenmesi anlamına geliyor bu.

İkincisi telafi çalışması diye bir çalışma vardı. İki aydan dört aya çıkarıldı geçici gibi görülen şey kalıcı hale getirildi. Bir de çok konuşulan işten çıkarılma yasağı var denildi ama kod-29 denilen uygulamaya geçildi. İşten çıkarma yasağı var deniyor ama pandemi döneminde yaklaşık 1 milyon kişi işsizlik ödeneği aldı. Bu, kod-29 dışında 1 milyon kişinin işten bir şekilde çıkarıldığı anlamına geliyor. İşyerlerinin kapanması ya da başka nedenler söz konusu olabilir.

Dolayısıyla birden fazla etkilenme biçimiyle karşı karşıya kaldı işçiler. Bir de işsizlik tehdidiyle hak arama süreçleri engellenmeye çalışıldı ve terbiye edilemeye çalışıldılar.

Font boyutlandır
Kontrast
İzmir Kent Hakkı Merkezi